‘Ön tarafı açılır kapanır bir mikap, o mikap ki içinde hayatı yakalamaya çalıştığımız…kapana kıstırır gibi Tiyatro budur.’der Necip Fazıl ve devam eder ‘İster derinliğine doğru insan ister bu insanla beraber sığlığına doğru cemiyet davasında… gayeli ve gayesiz, Fakat kelime ve hareketlerin mimari olan her sanatkara, imparatorluk tacı tiyatrodadır.’ Bu sırrı idrak etmeye  çalışan ‘bir gençlik’ artık imparatorluk tacını giymek için sabırsızlanıyordu aylar öncesinden yapılan hazırlıklar  son bulmuş zaman ve mekan mucizesi artık herkesin kulaklarındaydı.Yer Saraybosna tarih 30 Nisan Cumartesi gününü gösteriyordu.Mavi kelebek yine bir şeylerin habercisiydi ve uçmaya devam ediyordu önce bütün şehri dolaştı yükseldikçe yükseliyor gökyüzüne kanat çırpıyordu, uğramadık mekan bırakmamıştı  bakışları heyecanlı manalı birazda telaş idi. Artık insanlar da ona yabancı değildi.O eskiden kendisine yüklenilmiş manadan hareketle gün geçtikçe güçlenip isminden almış olduğu kuvvetle de her geçen gün yeni aksiyonlar peşinden koşan koca bir  nesle, koca bir gençliğe dönüşmüştü, yeni bir deyişle Plavi Leptir in kucağında gerçek manasına kavuşmuştu.Plavi Leptir.mavi kelebek olağanca güzelliğiyle gökyüzü macerasına devam ediyordu teker  teker  bütün evlerin,bütün üniversitelerin,medreselerin,camilerin,dükkanların damlarına konup insanların kulaklarına tebessüm ederek birseyler fısıldıyor ve hiç durmadan tekrar kanatlanıyordu,

… ve ve o an gelmişti mavi kelebekle sözleşen herkesin o gün gözleri gökyüzündeydi mavi kelebek gökyüzünden müthiş bir hızla iniyor gökyüzünü ikiye yararcasına, bütün gözler onda önce bütün bir kalabalığa selam duruyor  ve selam alıyor bütün sözleştiklerinin, sevdiklerinin dostlarının ve kardeşlerinin üstünden geçerek olağanca güzelliğiyle konmak için bir yer arıyor bütün gözler onda o ise aşkla uçmaya devam ediyor ve kalabalıktan sıyrılan bir ses… mavi kelebek konuyor…  aylarca süren gökyüzü macerasının sonu gelmişti artık mavi kelebek davetini yaptığı bu sırrı paylaşacaktı ve bütün endamıyla Plavi Leptir gökyüzünden süzülenerek  Bosnak Kültür Merkezi’nin üstüne İbrahim Ethem adlı Tiyatro oyunu afişinin üzerine kondu ve baktı… Kalabalıktan müthiş bir alkış insanlar seviçten uçacakmış gibi birbirlerine sarılıyor ve bazıları sevinç gözyaşları döküyordu  alkışlar attıkça artıyordu  ışıklar kapandı ve perde açıldı…

Ve tefekkür deryasında sürüp giden tiyatro bütün bir bosnaya şunları söylüyordu yaşlısı genci kadını erkeği tüm sevdiklerimizle beraber, bosnak kardeşlerimizle beraber aynı kültürü aynı duygu ve düşünce derinliğini paylaşmaktan büyük şeref ve onur duyuyoruz…